Detaylı bilgi için bahissesin adresini ziyaret edebilirsiniz.
Erkek kısırlığı, birçok evli çiftin karşılaştığı bir sorun olup, yapılan araştırmalara göre bu durum %15 oranında görülmektedir. İnfertilite nedeniyle başvuran çiftlerin yaklaşık üçte birinde erkek faktörü etkili olurken, diğer üçte birinde kadın faktörü ve kalan kısmında ise her iki tarafın da etkisi bulunmaktadır. Bu veriler, erkek faktörünün ortalama %50 oranında infertilitede rol oynadığını göstermektedir. İnfertilite, herhangi bir doğum kontrol yöntemi kullanılmadan bir yıl boyunca gebelik elde edilememesi olarak tanımlanır.
Yapılan bilimsel çalışmalar, genellikle erkeklerin detaylı bir şekilde değerlendirilmesi ile başlamaktadır; bu süreç hem maliyet açısından daha uygun hem de daha hızlı sonuçlar vermektedir. İnsan testisleri, sperm üretimi için gerekli olan seminifer tübüller ve hormon salgılayan Leydig hücreleri gibi işlevleri olan karmaşık organlardır. Testislerin işleyişi birbirine bağlıdır; testosteron üretimi sperm üretimi için olduğu kadar ikincil cinsiyet özelliklerinin gelişimiyle de ilişkilidir.
Beynin hipofiz bezinin ön lobu tarafından salınan gonadotropinler, LH ve FSH hormonları aracılığıyla üreme döngüsü düzenlenir. Bu hormonal denge, hipotalamusun GnRH hormonu salınımı ile desteklenir. Sonuç olarak erkek üreme sistemi, beyin merkezleri ile testisler arasında sağlıklı bir iletişimle normal işlevlerini sürdürebilir.
Androjen hormonlarının hedef dokulardaki temel görevleri arasında gonadotropin salınımının düzenlenmesi ve spermatogenezin sürdürülmesi yer almaktadır. Ayrıca fetüsün gelişiminde iç ve dış genital sistemin farklılaşması ile ergenlik dönemindeki cinsel gelişimin başlaması da bu süreçlerin içinde önemli rol oynamaktadır. Spermatogenez, spermatogoniaların bölünmesiyle başlayan karmaşık bir süreci içerir; kök hücrelerden olgun sperm hücrelerine kadar geçen süre yaklaşık 74 gün sürer.
Hormonal dengelerin sağlanması açısından Leydig hücrelerinden salgılanan testosteronun yanı sıra beyinden gelen LH da bu süreci desteklemektedir. Sertoli hücreleri ise FSH’ın hedef hücreleri olarak görev alır; her iki hormon da seminifer tübüllerin normal işleyişini sağlar.
Spermatozoalar testiste hareketsizdir ve ovumu dölleme yeteneğine sahip değildirler. Ancak epididimden geçtiklerinde hareket kabiliyeti kazanarak dölleme yeteneği elde ederler. Epididim yapısı baş, gövde ve kuyruk olmak üzere üç bölümden oluşur; burada sperm depolanır ve olgunlaşma süreci tamamlanır.
Son aşamada sperm dışarıya ejakülasyonla atılırken, seminal vezikül ve prostat bezinden gelen sıvılar posterior üretrada toplanır. Ejakulatın ilk kısmı sperm bakımından zengin olup az miktarda sıvı içerirken, seminal plazmanın büyük çoğunluğu seminal veziküllerden ve prostattan gelmektedir.
Güncel erişim için bahissenin giriş sayfasını inceleyebilirsiniz.