Bilim insanları, çölleşme sorununa karşı geliştirdikleri “biyolojik toprak kabukları” yöntemiyle çöl kumunu verimli toprağa dönüştürmeyi başardı. Bu çalışma, Çin Bilimler Akademisi (CAS) tarafından gerçekleştirilmiş olup, laboratuvar ortamında yetiştirilen mikropların çöl yüzeyini stabilize ederek bitki örtüsü için uygun zemin oluşturduğunu göstermektedir.
Mikrobiyal sistemlerin kullanımı, gevşek kum tanelerini bir araya getirerek toprak kaybını %90 oranında azaltmaktadır. Soil Biology and Biochemistry ile Geoderma dergilerinde yayımlanan araştırmalara göre, özel olarak kültüre edilen siyanobakteriler, kum üzerine uygulandığında “yapışkan şekerler” (eksopolisakkaritler) salgılarak kum tanelerini kenetlemekte ve bu sayede toprak erozyonunu önlemektedir. Yapılan testler, bu yöntemle oluşturulan yapay kabukların, şiddetli rüzgarlar karşısında bile dayanıklılık gösterdiğini ortaya koymuştur.
Yeni teknik, doğal ortamda oluşması on yıllar süren biyolojik toprak kabuklarının oluşum sürecini önemli ölçüde hızlandırmıştır. Taklamakan Çölü çevresinde yapılan saha denemeleri, siyanobakteri uygulanan bölgelerin 10 ila 16 ay içinde stabilize olduğunu göstermektedir. Bu süreçteki aşamalar şunlardır:
1. **Stabilizasyon:** Siyanobakteriler, kum tanelerini bir arada tutarak rüzgar erozyonunu engeller.
2. **Besin Birikimi:** Oluşan kabuk tabakası, atmosferdeki azotu topraga bağlayarak karbon ve fosfor gibi temel besin maddelerini yüzeyde tutar.
3. **Su Tutma:** Kabuklu alanlar, gözenekli yapıları sayesinde buharlaşmayı azaltarak nemi daha uzun süre muhafaza eder.
4. **Ekolojik Geçiş:** Mikroplarla başlayan süreç, zamanla liken ve yosun gibi organizmalarla karmaşık bir ekosisteme dönüşür.
Araştırma ekibi, Shapotou Çöl Deney Araştırma İstasyonu’nda elde ettikleri 59 yıllık verileri kullanarak, laboratuvar ortamında hızlandırılan kabukların doğal oluşumlarla karşılaştırılmasını sağlamıştır. Sonuçlar, müdahale edilen alanların 2-3 yıl içinde tamamen olgun ve dayanıklı bir yapı kazandığını göstermiştir.
Ancak uzmanlar, bu yöntemin başarısının yerel mikroorganizma türlerinin doğru seçimine bağlı olduğunu belirtmektedir. Biyolojik kabukların aşırı otlatma veya su kaynaklarının yanlış kullanımı gibi sorunları tek başına çözmeyeceği konusunda uyarılarda bulunan bilim insanları, yeni oluşan bu hassas “canlı derinin” araç trafiği, ağır ayak trafiği ve hayvancılık faaliyetlerinden korunması gerektiğini vurgulamaktadır. Aksi takdirde, fiziksel hasar gören kabukların iyileşmesi uzun zaman alabilmektedir.