Türkiye, nitelikli iş gücü bulma konusunda ciddi bir krizin içinde. Employer Branding NOW 2026 araştırması, Türk şirketlerinin işe alım bütçelerini dünya genelinin iki katına çıkarırken, aradıkları teknisyen ve ustaları bulmada karşılaştıkları zorlukları gözler önüne serdi. Vasıflı işçiler, Türkiye’de ulaşılması en güç grup olarak öne çıkıyor ve bu oran yüzde 43 olarak belirlendi.
Üretim gücünün belkemiği olan nitelikli saha elemanları, Türkiye’de büyük bir sıkıntı yaşıyor. Universum’un gerçekleştirdiği kapsamlı araştırma, Türkiye’nin yetenek pazarının dünya genelinden çok daha “agresif” ve bir o kadar da “kırılgan” olduğunu ortaya koyuyor.
Araştırmanın dikkat çeken bir diğer verisi, Türkiye ile dünya arasındaki nitelikli iş gücü ihtiyacındaki uçurum. Dünya genelinde teknoloji (BT) yeteneklerine erişim en öncelikli ihtiyaçken, Türkiye’de durum oldukça farklı. Ülkemizde şirketlerin yüzde 43’ü, en çok teknisyen ve usta bulmakta zorlandığını belirtirken, dünya genelindeki bu zorluk oranı yalnızca yüzde 24.
İşverenlerin işe alım süreçlerinde karşılaştıkları zorluklar da dikkat çekici. Dünya genelinde bu oran yüzde 93 iken, Türkiye’de yüzde 98’e yükselerek “tam tıkanma” noktasına ulaştı.
Parayla çözülemeyen bir durumla karşı karşıyayız. Türk şirketleri, yetenek kıtlığını aşmak için bütçelerini artırma yoluna gitti. Dünya genelinde şirketlerin yalnızca yüzde 30’u işe alım bütçelerini artırırken, Türkiye’de bu oran yüzde 54’e fırladı. Ancak, bütçelerin iki kat artması bile, iş gücünü çekmek için yeterli olmuyor. Çalışanların en temel beklentisi olan “çalışana saygı” ise şirketlerin öncelik listesinde yüzde 33 ile arka sıralarda kalıyor.
Kültürel uyum ise Türkiye’de hâlâ önemli bir kriter olarak görülüyor. Araştırmaya göre, Türk şirketlerinin yüzde 76’sı hala bu kritere bağlı kalırken, dünya genelinde bu kriterin önemi giderek azalmaktadır. Universum Türkiye Lideri Evrim Kuran, bu durumu sert bir dille eleştirerek, şirketlerin mevcut düzene ayak uyduracak profilleri hedeflediğini, yenilikçi düşünceleri değil, kendi yankı odalarını yarattıklarını vurguladı.
Teknolojik gelişim konusunda da Türkiye, dünya ile arasındaki uçurumu kapatmakta zorluk yaşıyor. Yapay zeka kullanımı dünya genelinde yüzde 31’e ulaşırken, Türkiye’de bu oran sadece yüzde 23. Ayrıca, şirket içi rotasyon fırsatları dünya genelinde bir öncelik haline gelirken, Türkiye’de çalışana sunulan bu imkanlar hâlâ “lütuf” olarak değerlendiriliyor.
Sonuç olarak, Türkiye, hiyerarşik yapısından ve “usta” elin değerini yalnızca parayla ölçme alışkanlığından vazgeçmediği sürece, yetenek savaşında kaybetmeye devam edecek gibi görünüyor.